TR

Güvenilir bilgi. Yılların deneyimi. Kuzey Kıbrıs’ın en büyük ve en saygın hukuk firmalarından biri...

Kıbrıs’ta Trafik Kazaları ve Tazminat

Kıbrıs’ta Trafik Kazaları ve Tazminat

Trafik kazası, karayolu üzerinde seyir halinde olan bir veya birden fazla aracın dolaylı veya direkt olarak sebep olduğu ölüm, yaralanma ve maddi, manevi hasarla sonuçlanan olay olarak tanımlanır. K.K.T.C. mevzuatına göre meydana gelen trafik kazaları ile ilgili durum değerlendirilirken başvurulan yasal dayanaklar Fasıl 154 Ceza Yasası, 21/1974 sayılı Motorlu Araçlar Yol ve Trafik Yasası ve tazminat ile ilgili durum saptanırken ise Fasıl 148 Haksız Filler Yasası’dır. Meselenin olgularına bağlı olarak aracı kullanan kişinin sigortasız araç kullanması halinde ise Fasıl 333 Motorlu Araçlar (Üçüncü Şahıs Sigortası) Yasası devreye girmektedir.

Trafik kazaları gerek tazminat davası (hukuk davası) gerekse de ceza davası olarak Mahkeme huzuruna getirilebilir. Bir kişinin veya kişilerin fiili veya ihmali neticesinde gerçekleşen bir trafik kazası neticesinde başka bir kişi veya kişiler zarar görmüş ise bu gibi fiil veya ihmalde bulunan kişi veya kişiler zararı katkısı olduğu oranda gidermekle mükelleftir. Bu ancak fiil veya ihmalde bulunan kişi veya kişiler aleyhine ikame edilen bir tazminat davası ile elde edilir. Buna ilaveten ve cezai açıdan ise, gerçekleşen trafik kazası yasalar tahtında işlenen bir veya birden fazla suç neticesinde gerçekleşmiş ise bu gibi suç veya suçları işleyen kişilerin yasaların ön gördüğü çerçevede cezalandırılmaları gerekmektedir. Dolayısıyla her iki dava çeşidi ile alakalı prensipler önem arz etmektedir.

Tazminat (hukuk) davaları altında, kusur ve ihmalden kaynaklanan trafik kazalarında talep edilebilecek zarar-ziyan çeşitleri özel zarar-ziyan ve genel zarar-ziyan olarak ikiye ayrılmaktadır. Özel zarar-ziyan, duruşma tarihine değin zarar gören tarafın hesaplanıp kusurlu taraftan talep edebileceği zararlardır. Örneğin, trafik kazası neticesinde bir ameliyat gerçekleşmiş ve bu ameliyat ücretini mağdur olan taraf karşılamış ise, kazaya dahil olan aracın görmüş olduğu zarar meblağı ve bu gibi hesaplanabilir zarar-ziyan kusurlu taraftan kusurlu olduğu oranda talep edilebilir. Özel zarar-ziyanın başarılı bir şekilde talep edilebilmesi için bu gibi zarar-ziyanı Mahkeme’de ispatlamaya yönelik belgelerin özenle saklanması elzemdir. Genel zarar-ziyan ise somut olarak hesaplanması mümkün olmayan ve Mahkeme tarafından takdir edilecek zarar-ziyandır. Trafik kazası neticesinde mağdur olan tarafın çekmiş olduğu acı ve ızdırap dolayısıyla ödenmesi gereken tazminat ve müstakbel kazanç kaybı genel zarar-ziyan çeşitlerine örnektir. Tazminat hukukunun temel prensibi, tazminatın amacının zararın hiç oluşmamış gibi eski hale geri getirilmesidir (restitutio ad integrum).

Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasası’nın 58. maddesine göre, bir trafik kazasının ölümle neticelenmesi halinde, ölen kişinin kocası, karısı, ebeveyni ve çocuğu söz konusu ölüme sebebiyet veren fiil nedeniyle sorumlu olan kişiden tazminat talep edebilmektedirler. Dava, ölen kişinin vasiyetnamesinin tenfiz memuru, terekesinin idare memuru veya varisleri tarafından kendi adlarıyla açılır. Bu gibi bir dava ölüm tarihinden itibaren en geç 12 ay içerisinde açılmalıdır.

Kazaya sebep olan tarafın suç işlemiş olması halinde aleyhine getirilebilecek olan ceza davaları arasında 21/1974 Sayılı Motorlu Araçlar Yol ve Trafik Yasası’nın 6. maddesi uyarınca insan hayatını tehlikeye koyabilecek veya herhangi bir kişi veya malı zarar veya ziyana uğratabilecek bir süratte veya 7. maddesi uyarınca acele ile ve halka tehlike teşkil edecek bir şekilde motorlu araç kullanmak, 8. maddesi uyarınca dikkatsiz sürüş, 9. maddesi uyarınca alkollü içki ve saire tesiri altında sürüş ve 10. maddesi uyarınca yorgunluk tesiri altında sürüş gibi suçlar mevcuttur. Bu gibi suçlar burada sayılanlarla sınırlı olmayıp ilgili yasa tahtında birçok suç çeşidi yer almaktadır.

Yukarıda sayılan suçlardan ayrı olarak Fasıl 154 madde 210(2) tahtında “Tedbirsizlik ve Dikkatsizlik Yüzünden Ölüme Neden Olma” olarak bilinen suç ile alakalı ceza davası ikam edilebilir. İlgili maddeye göre, her kim tedbirsizlik veya ağır ihmal teşkil etmeyen aceleci ve dikkatsiz bir eylem sonucu istemeden veya kasti olmadan başka birinin ölümüne neden olursa ve bunun bir araç sürücüsü tarafından işlenmesi veya herhangi bir şekilde trafikte meydana gelmesi halinde bir suç işlenmiş olur. Bu suçu işleyenler mahkumiyetleri halinde suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan brüt asgari ücretin 50 katına kadar para cezasına veya 7 yıla kadar hapis cezasına veya her ikisine birden çarptırılabilirler. Mahkeme ayrıca belirtilen cezalara ek olarak araç sürücüsünü belli bir süreyle veya süresiz olarak sürüş ehliyeti sahibi olmaktan menedebilir.

Hakkında böyle bir suçla ilgili olarak soruşturma veya kovuşturma başlatılan kişi, en geç 5 gün içerisinde mahkeme huzuruna çıkartılır ve bu kişinin ehliyetine mahkeme tarafından dava neticeleninceye kadar mahkemece el konulabilir.

Aynı zamanda ölümle sonuçlanan bir trafik kazası neticesinde sanık olarak nitelendirilen sürücü aleyhine olayın olgularına bakılarak Ceza Yasası Madde 205’e dayandırılarak dava ikame edilebilir. Bu madde uyarınca bir yasaya aykırı bir fiil veya ihmal ile adam öldüren bir kişi ağır bir suç işlemiş olur. Adam öldürme suçundan mahkum olan herhangi bir kişi ömür boyu hapis cezasına çarptırabilir.

Yargıtay, ölümlü trafik kazaları ile ilgili suçlarda bir sanığa verilecek cezanın türünü ve hapislik cezası takdir edilmesi durumunda hapislik cezasının süresini tespit ederken göz önünde bulundurulması gereken faktörleri belirtmiştir. Bunları özetlemek gerekirse: konu suçların ciddiyet ve vahameti, konu kazanın oluş şekli ve sonuçları, konu kazada hayatını kaybeden kişilerin birden fazla olup olmadığı, sürücünün alkollü olup olmadığı, sanığın kazanın meydana gelmesindeki dikkatsizlik oranının ve buna bağlı olarak sürücünün aşırı süratli olup olmadığı, görüş mesafesinin kısıtlı olduğu bir yerde önündeki aracı geçmeye çalışıp çalışmadığı, karşıdan gelen aracın önünü tıkayıp tıkamadığı, diğer bir ifade ile trafik kurallarının ciddi ihlali neticesinde konu kazaya sebebiyet verip vermediğini veya kazanın bir anlık dikkatsizlik sebebi ile vuku bulup bulmadığını, kazaya mathalder olan kişinin veya müteveffanın katkısal kusurunun olup olmadığını, özellikle araç kullanmak açısından sanığın sabıka kaydı ve trafik sicili dahil sanığın kişisel, özel ve ailevi durumunu dikkate alınacağını vurgulamıştır.

Sanığın mahkum edilmesi halinde, verilen mahkumiyete ve cezanın fahiş olduğu iddiası ile ilgili olarak istinaf yolu açık olmakla birlikte, iddia makamının da mahkumiyetin verilmemesi veya cezanın yetersiz olması iddiası ile istinaf dosyalama hakkı mevcuttur.

  • Gürkan&Gürkan
  • Şubat 2023