Güvenilir bilgi. Yılların deneyimi. Kuzey Kıbrıs’ın en büyük ve en saygın hukuk firmalarından biri...

Boşanma Davalarında Tazminat

Boşanma Davalarında Tazminat

Maddi ve manevi tazminat konusu, 1/98 Sayılı Aile Yasası’nın 30(2)(A) maddesinde birlikte düzenlenmiştir. İlgili maddeye göre Mahkeme, kabahatli tarafın maddi durumu veya beklenen çıkarları ve daha az kabahatli olan tarafın kişiliğine, vücut bütünlüğüne, onuruna ve boşanma veya evlilik iptali dolayısı ile zarar gören mevcut veya gelecekteki menfaatlerine verilen zarar ile evlilik süresince ev içinde harcanan emeğin değeri de dahil olmak üzere, meselenin bütün olgularını göz önüne alarak kabahatli tarafın daha az kabahatli tarafa bir tazminat ödemesine hükmedebilir.

 

Bu maddeye göre mevcut ya da olasılığı menfaatleri sekteye uğrayacak olan, boşanmayı getiren olaylarda kusursuz ya da karşı taraftan daha az kusura sahip kişi, boşanma davalarında tazminat talep edebilmektedir. Burada tazminat talebi için esas unsur, boşanmaya sebep olan olaylarda eşinden daha az kusura sahip ya da kusursuz olan ya da kişilik hakları saldırıya uğrayan kişinin mağduriyetidir.

Boşanma davalarında tazminat talep edecek kişiler açsından belirli şartların oluşması gerekir. Aksi taktirde talep edilecek maddi tazminatın hukuki bir altyapısı olmaması nedeniyle tazminat alınması imkansız olacaktır. Boşanma davalarında  tazminat istenebilmesinin şartları aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Boşanma davalarında tazminat isteyen taraf, boşanmayı getiren olaylarda eşinden daha az kusura sahip olmalı ya da kusursuz olmalıdır.
  • Davalı taraf kusurlu olmalıdır.
  • Kabahatsız tarafın kişiliğine ve onuruna zarar vermelidir. Boşanmaya sebep olmuş olaylar kabahatsız eşin kişilik haklarına zarar vermelidir.

 

Kusursuz eşin kişilik haklarının hangi hallerde zarar görmüş olacağı boşanmaya sebep olan olayların mahiyetine ve kusursuz eşin duyduğu elem ve üzüntünün derecesine göre tayin edilebilir.

Ama özellikle şunu da belirtmekte fayda vardır ki; boşanma davalarında tazminat talep edebilmek için yalnızca kusursuz olma şartı yoktur. Bunun yanı sıra eşinden daha az kusur sahibi bireyler de tazminat talep edebilirler.

Davalı Tarafın Kusurlu Olması Nedir?

Kusur, tazminat takdirinde en önemli unsurlardan biridir.  Birçok Yüksek Mahkeme kararında, tazminat belirlenirken esas unsurun kabahat olduğu, tazminat talebinde bulunabilmek için boşanmayı seçen taraflardan birinin kusurlu hareketinin sebep olması gerektiği belirtilmiştir. (Boşanma sırasında taraflardan birine kusur yüklenemiyorsa tazminat talebinde bulunulamaz. Böyle bir durumda ancak yoksulluk nafakası talebinde bulunmak mümkündür.)

 

Boşanmalarda tazminat talep edilebilmesi için gerekli şartlardan “davalı tarafın kusurlu olması” kriterine göre, davalı kişinin boşanmada kusuru olmaması gibi bir durumda, yargıç davalının tazminat ödemesi yönünde karar veremez. Bu durumu örnekle açıklamak gerekirse akıl sağlığının yitirilmesi nedeniyle açılacak boşanma davasında davalının akıl hastalığı olması durumu kendisini kusurlu yapmamaktadır. Boşanmayı getiren olayın davalı kişinin akıl hastası olması durumunda, davalı akıl hastası olması nedeniyle kusurlu görülemez.

 

Tazminat Talep Eden Kişinin Kişilik Haklarının Zedelenmesi

Boşanma davalarında kişilik haklarının zedelenmesinden dolayı da tazminat talep edilebilmektedir. Manevi tazminat alabilir miyim diyen kişinin kişilik haklarının nasıl zedelendiği, boşanmaya neden olan olaylarda tazminat talep edecek kişinin üzüntü derecesine bakılır. Örneğin, boşanmayı getiren olaylarda taraflardan birisinin kusuru nedeniyle diğer kişinin çektiği acılar, sağlık problemleri, sosyal çevresinde yaşadığı olumsuzluklar gibi durumların kişide yarattığı sonuçlara bakılır. Örneği daha açık bir şekilde söylemek gerekirse boşanma sürecinde kusura sahip olan eş yüzünden dedikodulara maruz kalmış, üzüntü içerisinde sağlığını yitirmiş, aile ve diğer çevresinden baskı görmüş kişiler açısından kişilik hakları zedelenmiştir denilebilir.

 

Özetlenecek olursa, tazminata hükmedilirken dikkate alınan kriterler aşağıdaki şekildedir;

 

  1. Tarafların kişiliğine verilen zarar.
  2. Boşanmaya sebep olan olayların, kabahatsiz olan tarafın kişilik haklarına (kişilik ve onur) zarar vermesi.
  3. Kişinin, yeni hayatına intibak etmesi ve/veya kişilik ve onurunun bir nebze düzelmesinin çok uzun bir zaman alacağının anlaşılması;
  4. Tazminat isteyen eşin mevcut ve beklenen bir menfaatinin ihlâl edilmiş olması.
  5. Kişinin yeni bir evlilik yapma şansının kalmamış olması.
  6. Kabahatli taraf yüzünden bütün hayatının mahvolmuş ve harcanmış olması.

 

Davacı tarafın kişilik hakkının hangi hallerde zedelenmiş olduğu boşanmaya sebep olmuş bulunan olayların mahiyetine ve istemde bulunan tarafın duyduğu elem ve üzüntünün derecesine göre belirlenir. Örneğin; eşlerden birinin kusuru sonucu vaki olan bir boşanmada diğer eş çok büyük bir manevi ızdıraba maruz kalmış, bu yüzden sıhhati ve sinirleri bozulmuşsa, yahut bu boşanma eşin aleyhine bir takım dedikodulara yol açmış olduğu için onu çok büyük bir kedere düşürmüşse, onun lehine bir manevi tazminat talebi hakkı doğacağını kabul etmek gerekir.

Kısacası, Yasa’nın 30(2)(A) maddesine göre kabahatin esas faktör olarak alınması kastedilmektedir. Tazminat verilebilmesi için, boşanmaya, taraflardan birinin kusurlu hareketi sebep olmalıdır.

 

Boşanma Davalarında Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?

Aile Yasası’nın 30(2)(A) maddesinde tazminatın  miktarı Mahkeme tarafından belirlenecek uygun tazminat olarak ifade edilmiştir. Bu tanımın hukuki anlamı, tazminatın belirlenmesinde mahkemenin takdir hakkının önemli rol oynayacağıdır. Mahkeme takdir hakkını keyfi değil adil olarak kullanacaktır. Yargıç takdir hakkını kullanırken her iki tarafın ekonomik ve sosyal durumlarını, evliliğin devam süresini ve boşanmadaki kusuru ve kusursuz olan eşin kişiliğine olan zararı dikkate alacaktır. Mahkeme, tazminatı belirlerken kusursuz eşin kişiliğine ve onuruna bir zarar verilmediği sonucuna ulaşabileceği gibi, sadece mevcut ve beklenen çıkarlarını dikkate alarak tazminat belirleyebilir veya tam tersi şekilde kişiliğine zarar verildiğini maddi herhangi bir kaybının olmadığı sonucuna ulaşabilir veya her ikisinin zarar görüldüğü sonucuna varabilir.

Av. Ayşe Seyitoğlu
  • Av. Ayşe Seyitoğlu
  • Ocak 2019